5 kez daha yüzüne tükürecek

Ünlü yönetmen Sam Mendes’in yönettiği ve ünlü aktör Kevin Spacey’in rol aldığı Shakespeare’in ünlü eseri “III. Richard”, İstanbul’daki ilk gösteriminde sanatseverler tarafından ayakta alkışlandı. Ünü tüm dünyaya oyundaki Kevin Spacey’nin suratına tükürme sahnesi ile yayılan Annabel Scholey ise büyük beğeni topladı. Yoğun ilgi nedeniyle ek gösterim koyulan ve biletleri haftalar öncesinden tükenen oyun 5 kez daha sahnelenecek.

Oscar ödüllü yönetmen Sam Mendes’in yorumuyla sahnelenen ve ünlü oyuncu Kevin Spacey’nin de yer aldığı güçlü oyuncu kadrosunun, etkileyici performansının sunulduğu oyun, ilk gösteriminde, sanatseverlere tam anlamıyla bir tiyatro şöleni sundu. Oyuncu kadrosu, 3 saat 15 dakika süren oyunun ardından dakikalarca ayakta alkışlandı.

İlk gösterimi izleyenler arasında sanat dünyasından birçok ismin yanı sıra İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Vodafone Türkiye CEO’su Serpil Timuray, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Y. Koç, FIBA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin ve Doğan Gazetecilik Yönetim Kurulu Üyesi Arzuhan Doğan Yalçındağ gibi iş dünyasından isimler de yer aldı.

Sahnede “Gloucester Dükü Richard”ı canlandıran Kevin Spacey’e, “Lady Anne” rolünde Annabel Scholey, “Buckingham Dükü” rolünde Chuk Iwuji, “Kraliçe Margaret” rolünde “Harry Potter” ve “Bridget Jones’un Günlüğü” filmlerinde de rol alan Gemma Jones ve “Kraliçe Margaret” rolünde “Roma” adlı diziden tanınan Haydn Gwyne gibi tanınmış İngiliz ve Amerikalı oyuncular eşlik etti.

Oyunda, keyboard ve perküsyonda üç müzisyen de canlı olarak müzik yaptı.

William Shakespeare’in belki de en güçlü tarihi oyunlarından olan III. Richard, oyunun yönetmenliğini üstlenen Sam Mendes ve 2003 yılından beri Old Vic Tiyatrosu Sanat Yönetmenliği’ni yürüten Kevin Spacey’i 12 yıl sonra tekrar bir araya getiren proje oldu. İkilinin bu projeden önceki son iş birliği, Sam Mendes’in 1999 yılında çektiği Amerikan Güzeli / American Beauty adlı film, aralarında “En İyi Erkek Oyuncu” ve “En İyi Yönetmen” ödüllerinin de bulunduğu 5 dalda Oscar kazanmıştı.

DÜNYA PRÖMİYERİ LONDRA’DA YAPILDI

Dünya prömiyerini 29 Haziran’da Londra’daki Old Vic Tiyatrosu’nda yapan ve dünya basınından büyük övgü toplayan III. Richard, özellikle baş rollerdeki Kevin Spacey’nin etkileyici performansıyla, tüm eleştirmenlerden tam not almıştı. İngiltere’nin ardından, Atina, Hong Kong ve İspanya’da sahnelenen III. Richard, İstanbul’daki gösterilerin ardından Pekin, Singapur, Sydney ve 2012 yılında New York’ta Brooklyn Müzik Akademisi’ndeki (BAM) performanslarla turneye devam edecek.

III. Richard, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde 6-9 Ekim tarihleri arasında her akşam saat 20.30′da İstanbullu seyircilerle buluşmaya devam edecek. İstanbul’da gösterilere ek olarak, “Richard’s Rampage” (Richard’ın Çılgınlığı) adı altında bir dizi atölye çalışması da gerçekleştirilecek. İstanbul Tiyatro Festivali ve Kevin Spacey Vakfı işbirliğiyle düzenlenen atölye çalışmalarının ilkinde 15-18 yaşları arasındaki 40′a yakın genç, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Kevin Spacey Vakfı temsilcileri ile bir araya gelecek.

İkinci çalışmada ise yaşları 18-30 arasında değişen, Kevin Spacey Vakfı tarafından belirlenen genç profesyonel oyunculardan oluşan 16 kişi, Kevin Spacey’le beraber bir atölye çalışması yapacak.

Provalar için 2 Ekim’de İstanbul’a gelen 20 kişilik güçlü oyuncu kadrosuna, yaklaşık 25 kişilik büyük bir teknik ekip eşlik ediyor.

III. Richard, İstanbul Tiyatro Festivali ve İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yanı sıra Atina & Epidaurus Festivali, Centro Niemeyer İspanya, Hong Kong Sanat Festivali, Kay&Mc Lean Productions ve Singapur Repertuar Tiyatrosu ortaklığında gerçekleştiriliyor.

Büyük ölçekli, klasik tiyatro oyunları üretmek amacıyla, Old Vic Tiyatrosu, Brooklyn Müzik Akademisi (BAM) ve Neal Street’in ortak yapımı olarak hayata geçirilen The Bridge Project’in sponsorluğunu, Bank of America Merrill Lynch üstleniyor.

Kategori: Kültür Sanat

Yeni iPhone büyük hayal kırıklığı yarattı

Apple’ın merakla beklenen yeni telefonu nihayet tanıtıldı. Dün gece gerçekleştirilen konferansta gözler iPhone 5′i ararken, Apple’ın sadece iPhone 4S’i sahneye çıkarması, hayal kırıklığı yarattı. İşte Apple’ın yeni iPhone’unun özellikleri ve model model fiyatları…

İşlemci, grafik ve batarya ömrü: Önceki iPhone 4 modelinin tasarımıyla hemen hemen aynı olan iPhone 4S, iPad 2′de olduğu gibi A5 işlemci kullanıyor. Bu da yeni iPhone’un bir öncekine göre uygulamaları daha hızlı çalıştırdığı anlamına geliyor. Çift çekirdekli grafik işlemciye sahip olan iPhone 4S, 3D görüntüleri daha ayrıntılı ve hızlı bir şekilde ekrana getirebiliyor. Ve en önemlisi iPhone 4S, iPhone 4′e göre neredeyse 7 kat daha hızlı… Her ne kadar işlemcisi yenilense de, yeni iPhone’un batarya ömründe kayda değer bir gelişme yok. Bir önceki modelde olduğu gibi cihaz 8 saatlik batarya ömrüne sahip.

İnternet: Daha önce iddia edildiği gibi iPhone 4S HSPA+ teknolojisini kullanacak. Bunun anlamı ise şu: Daha önce 7.2 Mbps hızında internete bağlanan iPhone 4′e göre yeni iPhone 14.4 Mbps yani iki kat daha hızlı internete bağlanabilecek. Elbette verilen bu rakamlar operatörün altyapısıyla da doğrudan bağlantılı.

Kamera: 5 megapiksel dahili kamerası olan iPhone 4′ün aksine iPhone 4S’te 8 megapiksel dahili kamera bulunuyor. iPhone 4′e göre yeni iPhone yüzde 73 oranında ışığı daha fazla alabiliyor.

HD video: Yeni sensör ve lens sistemi ile birlikte iPhone 4S, 1080p çözünürlüğünde görüntü alabiliyor.

Fiyatı: Siyah ve beyaz olmak üzere iki farklı renkli modeli olan iPhone 4S’in fiyatı ise şöyle:
16GB: 199 dolar, 32GB: 299 dolar, 64GB: 399 dolar…

Bunun dışında 8 GB’lık özel iPhone 4 modelinin fiyatı ise 99 dolar olarak belirlendi.

Ne zaman: iPhone 4S için 7 Ekim’de önsipariş dönemi başlarken, 14 Ekim’de ise son kullanıcıya ulaşmış olacak. Yeni iPhone önce ABD, Kanada, Avustralya, İngiltere, Almanya ve Japonya’da satışa sunulacak.

Kategori: Teknoloji

Ankara’da 25 bin kişi yürüdü

DİSK, KESK, TMMOB VE TTB tarafından düzenlenen ’Tüm Temel Haklarımız için inşanca yaşamı savunuyoruz, eşit, özgür, demokratik bir Türkiye istiyoruz’ mitingine 25 bin kişi katıldı. Mitingte HES’ler ve kadına şiddette protesto edildi. Farklı sivil toplum kuruluşlarından binlerce kişi renkli görüntülere imza attı.

Miting için bu sabah saatlerinde Türkiye’nin çeşitli illerinde gelen katılımcılar, Ankara Gar’ında toplandı. Katılımcılar pankartlar açıp, çeşitli sloganlar atarak saat 11.00’de Gar’dan mitingin yapılacağı Sıhhiye Meydanı’na yürüyüşe geçti. Miting alanı çevresinde barikat kuran polis ekipleri, kontrol noktalarında mitinge katılanları tek tek arayarak arayarak alana aldı. Yaklaşık 25 bin kişinin katıldığı mitinge, öğrencilerden, kadın kolektiflerine, memurlardan işçilere, derneklerden siyasi partilere, çevrecilerden köylülere kadar çok farklı kesimlerden katılımların olması dikkat çekti.

KADINA ŞİDDETE VE HES’LERE HAYIR

Mitinge katılan çevreciler ’HES’lere’ hayır’, ’Karadeniz direniyor’ pankartları açarken, Kadın Kolektifleri de kadına şiddete tepki olarak siyah tabut taşıdı. Şiddet gören kadınların fotoğraflarını da taşıyan grup, kadına yönelik şiddetin biran önce durdurulmasını istedi. Bu arada Malatya’nın Akçadağ İlçesi’ne bağlı Kürecik Köyü Çarşak Tepesi’ne kurulması planlanan NATO Füze Savunma Sistemi de protesto edildi. Mitinge katılan Kürecik Köyü sakinleri, ’Kalkana değil eğitime bütçe’, ’İsrail’e kalkan olmak istemiyoruz’ ile ’Füze kalkanı istemiyoruz’ pankartları açtı. Mitinge katılan bazı gruplarda Kürtçe pankartlar açarak, terörist başı Abdullah Öcalan lehine sloganlar attı.

POLİS KUŞ UÇURTMADI

Miting nedeniyle Ankara’da birçok yol ulaşıma kapatıldı. Miting nedeniyle Başkentte yoğun güvenlik önlemleri alınırken, 3 bin polis de görev aldı.

Tenzile Erdoğan son yolculuğuna uğurlandı

Safra kesesi ameliyatı sonrası ani gelişen dolaşım bozukluğu nedeniyle dün vefat eden Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan (88) son yolculuğuna uğurlandı. Başbakan Erdoğan, cenaze aracıyla camiye ve mezarlığa gitti. Annesinin tabutuna omuz veren Başbakan Erdoğan, cenazeyi musalla taşına kadar taşıdı.Binlerce kişinin katıldığı cenaze namazının ardından Diyanet İşleri Başkanı’nın ‘Hakkınızı helal ediyor musunuz?’ sorusuna kadar kendisini zor tutan Başbakan Erdoğan, ‘helal olsun’ derken daha fazla kendini tutamadı, gözyaşlarına boğuldu. Bu arada tabutun üstündeki siyah örtünün Kabe örtüsü olduğu öğrenildi. Başbakan’ın annesi Tenzile Erdoğan, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Tenzile Erdoğan’ın cenazesini taşıyan cenaze aracı konvoy eşliğinde Fatih Camii’ne geldi. Geçilen güzergahlar trafiğe kapatıldı. Başbakan Erdoğan da annesini son yolculuğunda yalnız bırakmadı. Başbakan Erdoğan ile kardeşi Mustafa Erdoğan da cenaze aracının arka koltuğunda yer aldı.

BAŞBAKAN ANNESİNİN TABUTUNA OMUZ VERDİ

Cenaze aracı Fatih Camii’ne geldiğinde cenaze aracını kabinedeki bakanlar karşıladı. Taziyeleri kabul eden Başbakan Erdoğan, annesinin tabutuna omuz verdi ve tabutu musalla taşına kadar taşıdı.

AİLENİN KADIN ÜYELERİ EMİNE ERDOĞAN’LA GELDİ

Camiye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşi Vesile İlgen’le gelen Emine Erdoğan da avluda yerini aldı. Emine Erdoğan’ın yanında kızları ve akrabaları da vardı.

BAŞBAKAN GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

/_np/3477/14633477.jpgFatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez kısa bir dua yaptı ve helallik istedi. Dua esnasında Başbakan Erdoğan’ın kendini zor tuttuğu gözlendi. Ancak Görmez’in ‘Hakkınızı helal ediyor musunuz?’ sorusu sırasında Başbakan Erdoğan ‘helal olsun’ dedi ve gözyaşlarını tutamayarak ağlamaya başladı.

KABE ÖRTÜSÜ ÖRTÜLDÜ

Tabutun üzerindeki siyah örtü dikkat çekti. Bu örtünün kabe örtüsü olduğu öğrenildi.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI’NIN DUASI

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, cenaze namazının ardından şu duayı yaptı:

”Hayata gelen her insan ölümün acısını tadacaktır. Biz ölümü refik-i alaya en yüce dosta vuslat olarak gören bir inancın mensuplarıyız. Allaha hamdolsun yüce rabbimiz namazlarımıza dualarımızda anne babalarımıza dua etmeyi yerleştirmiş. Rabbimiz annelerimize babalarımıza mağrifet eyle diye dua ediyoruz. Bugün edebi hayata hakka yürürken merhume Tenzile anneye karşı 2 vazifemiz vardı. Allah için namaza kıldık. İki vazifemiz kaldı. İkinci vazifemiz hakka yürürken bizden istediği duadır. Buradaki bütün kardeşlerimize soruyorum. Şehadet eder misiniz?. Üçüncü vazifemiz haklarımızı helal etmek. Allah helalliğinizi kabul etsin. Yüce rabbimiz mekanını cennet eylesin. Hayırlı evlatlar yetiştiren bütün annelere Allah rahmet eylesin.

ERDOĞAN GELİŞİNDEN OLDUĞU GİBİ YİNE CENAZE ARACINA BİNDİ

Tenzile Erdoğan’ın cenazesi öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından musalla taşından alınarak, omuzlarda cenaze aracına taşındı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan, Tenzile Erdoğan’ın tabutuna cenaze aracına kadar birlikte omuz verdi.Cenaze aracı Karacaahmet Mezarlığı’na doğru yola çıktı. Başbakan Erdoğan camiye gelirken olduğu gibi mezarlığa giderken de cenaze aracına bindi.

CENAZEYE KATILIM YOĞUN

Cenaze törenine siyaset, iş ve spor dünyasının tanınmış isimleri de katıldı.  Cenaze töreni için camiye gelenler arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kabinedeki tüm bakanlar, milletvekilleri, AK Partili Mehmet Metiner, KKTC eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, eski bakan Kürşat Tüzmen, DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, eski Meclis Başkanı Köksal Toptan, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Mehmet Ağar, tiyatrocu Behzat Uygur, Sezen Cumhur Önal, Ajda Pekkan, Zerrin Özer, Orhan Gencebay, Mahsun Kırmızıgül, işadamları Ferit Şahenk, İnan Kıraç, Cavit Çağlar, Mehmet Ali Yalçındağ, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Cavit Çağlar, spor yorumcusu Rıdvan Dilmen, kaleci Rüştü Reçber, eski basketbolcu İbrahim Kutluay, Galatasaray eski başkanı Adnan Polat, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, eski teknik direktörlerden Mustafa Denizli, Fenerbahçeli yönetici Ali Koç, İTO Başkanı Murat Yalçıntaş ve açığa alınan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak da vardı. AK Partili Abdülkadir Aksu’nun mini elektrikli araçla cami girişine kadar geldiği gözlendi.

Cenaze için camiye merhum Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan da geldi. Fatih Erbakan Mart ayında bu camiden babasını son yolculuğuna uğurlamıştı. Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz ile Tansu Çiller’in eşi Özer Çiller cenaze törenine katılıyor. Özer Çiller camiinin girişine kadar mini elektrikli araç ile geldi.

TSK’DAN DA BİR HEYET KATILDI

Cenazeye 1. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman ile TSK’dan da bir heyet katıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Abant’taki toplantısında olduğu için cenazeye katılamayacağını bildirmişti. CHP adına cenaze törenine Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak’ın başkanlığındaki bir heyet katıldı. Tören için MHP’den de Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal ile Grup Başkanvekili Mehmet Şandır ve bir heyet de camideki yerini aldı.

FEVZİ PAŞA CADDESİ TRAFİĞE KAPALI

Tören için cami ve çevresinde geniş güvenlik önlemi alınırken, cami içinde de bomba kontrolü yapıldı. Keşkin nişancıların da cami çevresindeki binalarda konuşlandığı görüldü. Cami çevresindeki cadde ve sokaklara vatandaşların töreni izleyebilmesi için dev ekranlar ve ses sistemleri kuruldu. Tören dolayısıyla Fevzi Paşa Caddesi ve bu caddeye çıkan tüm yollar trafiğe kapatıldı.

KARACAAHMET MEZARLIĞI’NDA TOPRAĞA VERİLDİ

Cenaze aracının Karacaahmet Mezarlığı’na ulaşmak için izlediği güzergah, aracın geçisi sırasında trafiğe kapatıldı. Cumhurbaşkanı Gül’ün makam aracı da korteji takip etti. Başbakan Erdoğan’ın annesi Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedildi.

Erdoğan, yaklaşık 2 saat 45 dakika kaldığı mezarlıktan sivil plakalı bir araçla çıkış yaptı.

VEKİLLER OTOBÜSLERLE TAŞINDI

Cenazeye katılan AK Partili vekiller için otobüsler tahsis edildi. Fatih Camii’ne otobüslerle gelen vekiller cenaze namazının ardından yine otobüslere binerek Karacaahmet Mezarlığı’na götürüldü.

iPhone 5′te sürpriz gelişme

Gözler bu akşamki iPhone 5 lansmanına çevrilmişken, kullanıcıları üzecek bir haber geldi.

Apple’ın gazetecilere davetiye yollamasıyla birlikte gözler 4 Ekim tarihine çevrilmiş ve iPhone 5′in bu tarihte duyurulacağına kesin gözüyle bakılıyordu.

Ancak büyük gün gelmesine rağmen söylentiler tam aksini iddia ediyor. Yani 4 Ekim’de iPhone 5′i duyurmayı planlamayan Apple, aslında sadece cüzi ücrete sahip iPhone 4S’i kullanıcılara tanıtacak ve Apple iPhone 5 için bir süre daha beklemeyi tercih edecek.

Elbette Apple’ın iPhone 5′i bugün duyurmayacağının kesin bir kanıtı yok. Sanırız en iyisi lansman saatini beklemek ve Apple’ın şovunu seyretmek…

Kategori: Teknoloji Etiketler: ,

Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkındaki kapatma davasına ret

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, tüzüğündeki “cemevlerini ibadet yeri olarak” nitelendiren ifadeler nedeniyle Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında açtığı kapatma davası reddedildi.

Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki duruşmaya derneğin avukatı Fevzi Gümüş katıldı. Yargıç Yaşar Eren, önceki duruşmada dosyanın karar için incelemeye alındığını belirtti.

Duruşmaya son veren Eren, davanın reddinin kararlaştırıldığını bildirdi.

Dernek avukatı Gümüş, kararın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, yargının, bir yerin inanç merkezi olup olmadığına karar veremeyeceğini ifade ederek, “Mahkeme doğru bir karar verdi. Savcı, büyük ihtimalle kararı temyiz edecek. Cemevlerinin Alevilerin ibadet merkezi olduğu yönünde bir derneğin kurulup, faaliyet yürütüp yürütemeyeceğine de asıl Yargıtay karar verecek” dedi.

Davanın geçmişi

İçişleri Bakanlığı, incelenen dernek tüzüğünün, Diyanet İşleri Başkanlığının “Cemevi ve benzeri yerlerin ibadet yeri kapsamında değerlendirilmesine imkan bulunmadığı” yönündeki görüşünü de alarak Ankara Valiliğine yazı göndermiş ve dernek tüzüğündeki “cemevlerini ibadet yeri olarak” niteleyen 2 maddenin tüzük metninden çıkarılmasının uygun olacağını bildirmişti.

Ankara Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü de Haziran 2008′de derneğe gönderdiği yazıda, tüzüğün bu maddelerinin yeniden düzenlenmesini talep etmişti. Müdürlük, derneğe gönderilen tebligata rağmen yasal sürede eksikliklerin giderilmediği gerekçesiyle geçen yılın kasım ayında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunmuştu.

Bunun üzerine başsavcılık, Çankaya Yenişehir Mahallesi’nde kurulu Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında davaname hazırlamıştı.
Davanamede, derneğin tüzüğünün incelendiği ve tüzükte eksiklikler bulunduğu kaydedilerek, tebligata rağmen yasal sürede eksikliklerin giderilmediği ifade edilmişti.

Derneğin feshine karar verilmesi istenen davanamede, dava sırasında faaliyetten alıkonulması için önlem alınması ve fesih kararından sonra derneğe ait para, mal ve hakların derneğin amacına en yakın dernek olan Elvankent Kültür Merkezi Yaptırma Yaşatma ve Cemevi Yaptırma Derneğine devredilmesi de talep edilmişti.
Cumhuriyet savcısı Ali Özdemir, esas hakkındaki görüşünde, “Alevilik bir din değildir. Cemevi de bir ibadethane değildir, toplantının adıdır” değerlendirmesinde bulunmuştu.

“Davada ve konuda kamu yararı olmadığı, aksine kamuoyunu kaos ortamına sürükleme çabası ve amacı görüldüğünü” iddia eden Özdemir, davanın kabul edilerek derneğin kapatılmasını istemişti.

Kategori: Genel,Güncel Haberler Etiketler: , ,

Bir yıldız daha kaydı

Türk sinemasının unutulmaz jönü Muzaffer Tema, Çeşme Ege Kent Sitesi’ndeki yazlığında hayata veda etti

İzmir’in Çeşme İlçesi’ndeki evinde vefat eden Türk sinemasının unutulmaz jönlerinden Muzaffer Tema’nın isteği yerine getiriliyor. Tema’nın cenazesi, yarın Ilıca’daki Zekiye Boyacı Camii’nde öğle namazından sonra kılınacak cenaze namazının ardından Çeşme Asri Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

92 yaşındaki Muzaffer Tema, bu sabah (Salı) saat 09.15’te evinde hayatını kaybetti. Eşi İnci Tema, ünlü aktörün geçen hafta Pazar günü beyin enfarktüsü geçirdiğini ve solunum yetmezliği çeken Tema için doktorların fazla ümitli konuşmadığını belirtti. Ünlü aktörün evinde huzur içinde yaşama veda ettiğini belirten İnci Tema, “Çeşme’de gömülmek istiyordu ve Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlu’ndan mezar yeri istemişti. Son dakikalarında elimi tuttu ve ’Seni seviyorum’ diyerek hayata veda etti. Son ana kadar bilinci yerindeydiö diye konuştu. Tema, ünlü aktörün cenazesini 5 yıldır yaşadığı Çeşme’de defnetmek istediklerini belirtti.

SENİ SEVİYORUM DİYORDUK”

Hayat arkadaşını kaybeden 68 yaşındaki İnci Tema duygularını “Acılıyız, üzüntülüyüz” diye ifade etti. Ünlü aktörü kaybetmiş olmanın acısını çok derinden hissetiğini belirten Tema, “Kaç gündür bir türlü vedalaşamıyorduk. Hem İngilizce hem Türkçe ’seni seviyorum’ diyorduk” diye konuştu.

Çeşme’deki evlerini 1999’da satın aldıklarını ve Muzaffer Tema’nın Çeşme’ye aşık olduğunu ifade eden İnci Tema, “Sık sık ’Dünyada o kadar çok gezdiğim yer olmasına rağmen Çeşme’yi ve buradaki evimi çok sevdim’ derdi. Zaten burada yaşamak, hayatının son zamanlarını burada geçirmek kendi isteğiydi. Beş yıl öncesine kadar ABD’ye gittik geldik. ’Artık yaşlandım, yolculuk zor geliyor’ dediğinde ise Çeşme’den ayrılmadık. Sağlığı çok iyiydi. Geç kalkardı, kahvaltısını yapıp denizi seyrederdi. Yaz kış sürekli Çeşme’de yaşıyorduk. Sitemizde herkese selam verir, sohbet ederdi. Gün sonunda da havuz başındaki kafeteryada oturur, dostlarımızla sohbet eder ve yemeğimizi yerdik. Çok fazla sosyal hayatımız yoktu. Ara sıra dışarıya yemeğe çıkardık. Çok sakin, huzurlu bir yaşantımız oldu. ABD’de tanışıp evlendik. 1986’dan itibaren sinema hayatından ayrılmıştı. İki yıl önce Bursa İpek Yolu Film Festivali’nde onur ödülü verildi. Bir çok erkeğe kullandığı saati ve giyim tarzıyla idol oldu” dedi.

TÜRKİYE’Yİ HOLLYWOOD’TA TEMSİL EDEN İLK TÜRK

1919 yılında İstanbul’da doğan Muzaffer Tema, İstanbul Belediye Konservatuvarı’ndan mezun oldu. Ankara Devlet Konservatuvarı ve Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası’nda görev yapan Tema, 1949 yılında “Uçuruma Doğruö filmi ile sinema kariyerine başladı. 1959 yılında bir süreliğine ABD’ye giden Tema, sinemada yeni yüzlerin ortaya çıkmaya başlamasıyla karakter rollerinin vazgeçilmez ismi oldu. “Kanun Namına, İngiliz Kemal Lawrence’a karşı, Buruk Acı, Damga, Seninle Düştüm Dile, Fakir Gencin Romanı, Kahveci Güzeli, Posta Güvercini, Kırık Merdiven, Milyonerin Kızı onun unutulmaz filmleri arasında yeraldı. Tema, dört filmde yapımcı oldu, bir filmde yönetmenlik, bir filmde de senaristlik yaptı. Tema, toplam 146 filmde rol aldı.

Türk sinemasının ilk romantik jönü, ilk erkek starı Muzaffer Tema bir dönem Marilyn Monroe, Zsa Zsa Gabor gibi dünya starlarının gözdesi idi.

Türk sinemasında başarılara imza atan ve hızla yükselen yıldızına rağmen birdenbire Amerika’ya gitmeye, Amerikan rüyasını gerçekleştirmeye karar verdi. Amerikaya ayak basar basmaz Paramount Film Stüdyosunun Newyork ofisine başvurdu ve bir gün katıldığı bir kokteylde prodüktör Sukuras’la tanıştırıldı. Ayağının tozuyla hızla girdiği Hollywood’da Türkiye’de de gösterilen iki filmde oynar. ‘Certain Smile’ (Acı Tebessüm), ‘Twelve to the Moon’ (Aya Giden 12 Adam).

ZSA ZSA GABOR İLE YAŞANAN AŞK

Los Angeles’ta, Cumhuriyet Balosu’nda tanıştığı Zsa Zsa Gabor ile kısa süreli bir aşk yaşayan Tema Hollywood hayalini gerçekleştirmeye başladı ve kendini bir anda Gary Grand, Gary Cooper, Robert Mitchum, Marilyn Monroe gibi dünya starları arasında buldu. Burada 2,5 sene kalan ünlü aktör babasının vefatı nedeniyle Türkiye’ye dödü.

AY’A GİDEN İLK TÜRK

Muzaffer Tema’nın Hollywood’taki macerasına sığdırdığı 2 filmden biri olan ‘Aya Giden 12 Adam’ ile Ay’a ilk adımını attı. 1959 yapımı Aya Giden 12 Adam filmiyle Colombia Pictures’ın yapımcılığını üstlendiği David Bradley’in yönettiği filmde 12 farklı milletten astronotun Ay’a seyahati konu ediliyordu. Tema ise 12 astronot arasında Dr. Selim Hamid’i canlandırmış, Ay’a ilk adım atan astronotlardan biriydi. Böylece Neil Armstrong’tan tam 10 yıl önce bir Türk Ay’a ilk adımını atmıştı.

‘KCK buysa genel başkanı benim’

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Eğer KCK buysa KCK genel başkanı ben oluyorum. Çünkü, tutukladıklarının tamamı BDP’li arkadaşlar” dedi.

Demirtaş, BDP’nin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ak Parti’nin randevu talebiyle ilgili parti genel merkezinde oluşturdukları komisyonun çalıştığını belirten Demirtaş, şunları söyledi:

“Arkadaşlar bu akşama doğru açıklama yaparlar. Nasıl bir cevap vereceğimizi bu toplantıdan sonra kararlaştıracağız. Fakat şu anda siyasi ortam, Başbakan’ın siyasi tavrı, anayasa tartışmalarına, uzlaşma arayışlarına güç vermekten öte işi zora sokma, yokuşa götürmeye, uzlaşma zeminlerini tahrip etmeye dönük bir anlayıştır. Doğrusu Başbakan’ın bu anlayışından büyük kaygı duyuyoruz. Her gün ülkenin başsavcısı gibi talimatlar yağdırıyor, hedef gösteriyor ve her gün arkadaşlarımız tutuklanıyor. KCK operasyonları adı altında Parti Meclis üyemiz, belediye başkanımız, bütün parti çalışanlarımız tutuklanıyor. Eğer KCK buysa, KCK genel başkanı ben oluyorum. Çünkü, tutukladıklarının tamamı BDP’li arkadaşlar. Dolayısıyla böyle bir ortamda nasıl olgun, uzlaşmacı, çözüme dair siyasi tartışmalar yürütebiliriz, biz bunu da kendi içimizde tartışıyoruz.

Umut ediyorum ki Türkiye büyük siyasi krizler yaşamadan kendi anayasasını yapabilecek ve bunu cesaretle tartışabilecek ortamı yakalar ama Başbakan buna katkı sunmuyor.”

Anayasa hazırlık komisyonuna üye verip vermeyeceklerinin sorulması üzerine Demirtaş, “Komisyonumuzda bu konuda detaylı tartışma yürütüp, randevuyla ilgili, hazırlık komisyonuyla ilgili nasıl bir karar alacağımızı netleştirmiş olacağız” dedi.

Kategori: Genel,Güncel Haberler Etiketler: ,

Türkiye’ye ilgi duymak için Kıvanç Tatlıtuğ’un yakışıklılığı yetmez

“Ben küçükken Arapçaya çevrilen birçok Meksika dizisi vardı ama Arap dünyasında hiçbir zaman Meksika’ya yönelim olmadı. Çünkü Meksika hiçbir zaman Filistinlilerin çilesine ilgi duymadı. Türkiye, bugün İsrail’e tavrını değiştirse, Muhanned [Kıvanç Tatlıtuğ’un karakterinin Arap ülkelerindeki adı] bir dizideki yakışıklı adam olmaktan öteye geçmez.”

Bu sözlerin sahibi Oxford Üniversitesi Ortadoğu siyaseti uzmanı Reem Abou-al-Fadl. Kendisiyle, geçtiğimiz hafta bir konferans için geldiği İstanbul’da, bölgede son yıllarda gelişen Türkiye ilgi ve sevgisinin kaynağını konuştuk.

Abou-al-Fadl’a göre Türkiye’ye duyulan ilgi ve yakınlık üzerinde televizyon dizilerinin etkisi tabir-i caizse devede kulak.

İnsanların kalplerini ve akıllarını çelen asıl şey Türkiye’nin kilit meseleler konusunda Arap dünyasındaki bazı ülkelere sunduğu dayanışma ve işbirliği.

“İNSANLAR ERDOĞAN’I DİNLİYOR”
“İnsanlar Başbakan Erdoğan konuştuğunda durup dinliyor, çünkü Erdoğan’ın yakın zamanda söylediklerine bakarsanız, hep bu insanların hissettiklerine destek veren, doğru olduğunu düşündükleri ve dünyada başkalarının yapmadığı açıklamalar yaptı” diyor Abou-al-Fadl ve bunun en iyi örneklerinden birinin Erdoğan’ın geçtiğimiz ay sonunda gerçekleştirdiği Mısır gezisi olduğunu belirtiyor.

Gezi sırasında dinamizmiyle, farklı yerleri ziyaret edip çok sayıda gruptan kişilerle görüşmesiyle Mısır kamuoyunu etkilemiş Erdoğan, dahası özellikle İsrail konusunda Mısırlı liderlerin de aynı tavrı takınması konusunda bir beklenti de yaratmış. Ancak Abou-al-Fadl’ın bir uyarısı da var: “İnsanlar, Filistinlilerin haklarını, İsraillilerin ihlallerini gündeme getiren siyasetçiler konusunda biraz tedbirli çünkü bu çok sık üzerine konuşulan bir konu. Birçok lider bu konuda vaatler veriyor ama dediğini yapmıyor. Dayanışma ve verilen sözlerin tutulduğunu görmek istiyorlar.”

“HERKESİN AKLINDAKİ TÜRKİYE MODELİ FARKLI”
Bu noktada, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun geçtiğimiz günlerde New York Times’a verdiği röportajda dile getirdiği “Karadeniz’den Nil Vadisi’ne kurulacak bir eksen” planlarını soruyorum. Türkiye’yle Mısır arasındaki stratejik ortaklık görüşmelerinin, dönemin Mısırlı yetkililerinin “Türkiye’nin gölgesinde kalma” korkularına karşın, Mübarek döneminde de yapıldığını hatırlatan Abou-al-Fadl, bugün işbirliği fırsatlarının arttığını, ancak ilk etapta bunun ticaret ve yatırım gibi ekonomik alanda atılacak adımlarla sağlanacağını düşünüyor.

Peki ya şu meşhur “Türkiye modeli”? Abou-al-Fadl, Türkiye modelinin Mısır’daki tanımının çok kaygan olduğunu ve birincisi laik-dindar devlet yapısı ikincisi de sivil-asker ilişkileri konularında gündeme geldiğini belirtiyor. Ancak ekliyor: “Herkes modele işine gelen anlamı veriyor. Bazıları için ‘model’ Türkiye’deki laik yapı anlamına geliyor, bazıları bunu Ak Parti’nin İslamcı geçmişi üzerinden bir şeyler söylemek için kullanıyor, bazıları ordunun devreye girmesine atıfla, bazıları ise ordunun yetkilerinin kısıtlanmasına atıfla ‘Türkiye modeli’ diyor.”

Bununla birlikte “model”den ziyade “deneyim”den bahsetmek gerektiğini ifade eden Abou-al-Fadl önemli bir not düşmeyi de ihmal etmiyor: “Mısırlılar şu an dünyanın her yerinden, kendilerine fikir verebilecek her türlü deneyimi inceliyor. Fransa’nın laiklik deneyimi, ABD anayasası, Nasır dönemi deneyimleri gibi. Dolayısıyla Türkiye örneği, deneyimi, tartışmalara yön veriyor ama bu tartışmalar başka yönlere de ilerliyor.”

MISIR’I BUNDAN SONRA NE BEKLİYOR?
Biz de Abou-al-Fadl’la sohbetimizde Mısır’da olan bitenler konusunda biraz daha derinlere iniyoruz:

Hüsnü Mübarek’in istifası Mısır’ın sorunlarını çözdü mü?
Mübarek istifa ettikten sonra asıl sorunun o olmadığı, Mübarek’in sadece bunun yüzü olduğu ortaya çıktı. Muhtemelen kârın en büyük kısmı Mübarek ve ailesinin eline geçti. Ancak hükümetin ve iş dünyasının içinde bir kısmı bugün hâlâ önemli konumlarda bulunan dev bir ahbaplar ağı vardı.

Çoğunluğu Mübarek’in partisi Ulusal Demokrat Parti’nin içinden üst düzey, ünlü isimler olan bu kişilerden her devlet kurumunda bulunuyordu. Her birinin altında da kademeler halinde yolsuzluk vardı. Devlet medyası insanları yalanlarla besliyordu, olayların gidişatını değiştiriyordu. Eğitim sistemiyle birlikte bu, toplumun genelinde değişimlere neden oldu. Şu an bununla mücadele ediyoruz.

Bugün insanlar Mübarek’in hastanedeki odasından, Mübarek’in oğullarının ve partinin bazı üst düzey isimlerinin de hapishane hücrelerinden işleri eskiden olduğu gibi idare etmeye devam ettiğini söylüyor.

Mübarek’in ve eski düzenin etkileri sürüyor, önümüzde seçimler var ve adayların bazıları da eski düzenin adamları. Bu durumda ne beklemeliyiz?
Çok renkli bir siyasi partileşme hareketi yaşandı. Bazı yeni partiler, Vafd gibi, eski düzene sadık partilerle işbirliği yapsalar da askeri yönetime karşı duruyorlar, orduyu seçim yasası konusunda baskı altında tutuyorlar. Son olarak Müslüman Kardeşler, Yeni Parti, Vafd, Liberal Parti gibi 30’dan fazla partiden oluşan koalisyon, ordunun seçim yasasıyla ilgili teklifini reddetti ve seçimleri boykot edeceklerini açıkladı. Kaybedecekleri savaşa girmeyecekler ve bu bize büyük umut veriyor.

Peki bu partiler kim? Özellikle Batı medyasında, Müslüman Kardeşler ve İslamcı partiler ön plana çıkıyor…
Başka partilerden bahsetmemeleri üzücü. Bir kere birçok laik parti olduğunu söyleyebiliriz ki, aslında parti oluşumunun asıl ekseni dindar-laik ayrımı değil. Daha ziyade sol ve sağ diye bölünüyor partiler.

Mısır Sosyal Demokrat Partisi’nin Devrimci Gençlik Koalisyonu’ndan önemli üyeleri var. Eskiden solcu olan ama Mübarek döneminde muhalefetin en iktidara sadık partilerinden biri halinde gelen Tagammu’nun içinden çıkan Sosyalist Halk Cepheleri Partisi var. Ünlü iş adamı, Necib Saviris’in liderliğindeki Özgür Mısırlılar var. Bir de Özgür Mısırlı diye bir liberal parti var.

Sonra Müslüman Kardeşler’in yeni partisi Adalet ve Özgürlük Partisi’nden bahsetmek isterim. İsmin Ak Parti’den geldiği söylendi ama partinin bu ismi almasının nedeni başka. Küçük bir solcu grup var, genç sosyalistlerden oluşan Özgürlük ve Adalet isimli. Müslüman Kardeşler’in içinden çıkan parti bu gruba nazire olarak bu ismi benimsedi. “Sizin isminizi alıyoruz ve onunla bambaşka bir şey yapıyoruz” diyebilmek için. Bir de Selefiler var, Suudi parasıyla beslenen ve orduyu destekleyen.

Devrim Mısır toplumunun gerçek doğasını ortaya koydu. Tahrir bize insanların çok dindar olduğunu gösterdi. Ama insanlar dinlerini hep birlikte, dayatmalar olmadan yaşamak istiyor. Eğer Mısır halkı söylendiği gibi radikal olsaydı, Tahrir’de Müslümanlar namaz kılarken Hıristiyanların etten duvar ördüğünü, Hıristiyanlar ayin yaparken Müslümanların onları koruduğunu göremezdiniz.

Mübarek ve diğerleriyle ilgili açılan davalara dönersek. Ortada verilmiş bazı cezalar var üç yıl, beş yıl gibi… İnsanlar adaletin yerini bulduğu duygusunu hissediyor mu?
Bence bir noktaya kadar evet, çünkü vatandaşlar bu insanlara yüklediğimiz bazı suçların mahkemeye getirilemeyeceğini biliyor. Kanıtı yok ya da  “10 yıl boyunca kamuoyunu kandırmak” gibi suçlar söz konusu. Ama görevi kötüye kullanmak, iş anlaşmalarından çıkar sağlamak gibi suçlarla yargılamak mümkün. Bunlar çok önemli, çünkü devrimin en önemli faydalarından biri, insanların, Mübarek dahil olmak üzere herkesin yaptıklarından sorumlu tutulacağını görmesi oldu.

Ama eğer Mübarek ucuz kurtulursa büyük tepki doğar. Mahkemenin ne kadar süreceğini bilmiyoruz. 5-6 ay diyen var ama 5-6 ay sonra Mısır’ın ne durumda olacağını bilmiyoruz. Asıl iş ifadelerde bitecek.

Ancak özetle söyleyebilirim ki, Mısır’da devrim daha yeni başladı.

Sevin TURAN

Tam mutabakat sağlandı

CHP’li Hamzaçebi, CHP ile AK Parti heyetlerinin görüşmesinden sonra açıklama yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP ve Ak Parti heyetleri arasında CHP Genel Merkezi’nde yeni anayasa çalışmalarına ilişkin Komisyon kurulması fikrini, partisinin daha önce dile getirdiğini söyledi. Hamzaçebi, “Sayın Meclis Başkanı’nın başlatmış olduğu bu çalışma devam etmelidir. Kurulacak olan Uzlaşma Komisyonu’na CHP tabii ki üye verecektir” dedi.

CHP ile Ak Parti heyetlerinin görüşmesinden sonra soruları yanıtlayan Hamzaçebi,

Ak Parti üyelerinin dile getirdiği Meclis Başkanı’nın başkanlığında kurulması planlanan Uzlaşma Komisyonu’nun kurulması ve buraya siyasi partilerin katılması gerektiği yönündeki düşünceyi, CHP’nin de öteden beri dile getirdiğini söyledi. Akif Hamzaçebi, şöyle dedi:

“Sayın Meclis Başkanı’nın başlatmış olduğu bu çalışma devam etmelidir. Kurulacak Uzlaşma Komisyonu’na CHP tabii ki üye verecektir. Görüşmeler esas olarak bu çerçevede sürmüştür. Bu çerçevede çeşitli görüşler ifade edilmiştir. Şunu söylemeliyim ki; anayasalar birer toplumsal sözleşme metinleridir. Yani toplumun en geniş mutabakatla uzlaştığı, üzerinde mutabık kaldığı metinler olmalıdır. Bu şekliyle olduğu takdirde anayasalar, toplumsal sözleşme metni tanımına uygun olarak yapılmış olurlar. Parlamentonun önünde en önemli mesele budur. Yapılacak olan çalışmalar milletin görüşünü yansıtan, milletin en fazla mutabakatla üzerinde mutabık kaldığı konular olmalıdır. Metin bu şekilde bir çalışma ortaya konulmaya çalışıldı. Niyetler bu şekilde ifade edildiği takdirde şüphesiz olumlu olacaktır.”

Görüşme sonrası Ak Parti heyeti ile ortak açıklama yapmamalarının özel bir nedeni olmadığını belirten Hamzaçebi, çalışmaların bir yılda tamamlanması ile ilgili değerlendirmeleri sorulduğunda ise, “Buna Uzlaşma Komisyonu karar verecektir. Şimdiden komisyonu süre ile kısıtlayan bir açıklama çok doğru değil” karşılığını verdi.

CHP’li Hamzaçebi, “Görüşmelerde kırmızı çizgilerinize vurgu yaptınız mı?” diye sorması üzerine ise Hamzaçebi, “CHP’nin 12 Eylül Referandumu’ndan bu yana ifade ettiği özgürlüklerden yana tavrı olan görüşleri vardır ama iki partinin toplantısında bu görüşlerin çalışmalara yön verecek şekilde kesinleştirilmeye çalışılması doğru olmaz. Böyle bir şey yapılmadı” yanıtını verdi.

Anayasa çalışmalarında, bütün toplumun iradesinin yansıtılması gerektiğinin altını çizen Hamzaçebi, “Meclis’te çoğunluğumuz var diyerek, hiçbir siyasi parti bir anayasa yapım işine kalkışmamalıdır. Bir anayasanın meşruiyet sorunu olmaması için halk iradesinin en güçlü şekilde, bu anayasanın arkasında olması gerekir. Şart budur aslında. Meşruiyet sorununu aşmalıyız, bütün tartışmalardan bu anayasayı uzak tutmalıyız. Uzlaşma Komisyonu’nda tarışmalar olur, üzerinde uzlaşılan ve uzlaşılamayan konular olur. Bütün bunlarda, Komisyon gerekli değerlendirmeleri yapacaktır” diye konuştu.

“BDP’NİN KARARI SON DERECE OLUMLU”

BDP’nin 1 Ekim’de Meclis’e girme kararı ile ilgili düşünceleri de sorulan Hamzaçebi, kararı olumlu bulduğunu belirterek, “Meşruiyetin gereği, seçilmiş olan tüm milletvekillerinin parlamentoda olmasıdır. Bu açıdan Barış ve Demokrasi Partisi’nin yasama faaliyetlerine katılacak olması son derece olumludur” yorumunu yaptı.

CHP BATUM VE TÜRMEN’İ ÖNERECEK

CHP, yeni anayasa çalışmalarını yürütmek üzere kurulacak Uzlaşma Komisyonuna bildireceği isimleri belirledi.

Alınan bilgiye göre, CHP, her partiden eşit üyenin yer almasının planlandığı ve çalışma usullerini kendisinin belirlemesinin düşünüldüğü Komisyonda, Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ve İzmir Milletvekili Rıza Türmen ile temsil edilecek.

Türmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 10 yıl süreyle yargıçlık görevini sürdürmüştü.

Batum ise 2000-2003 yılları arasında Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı ve 2003-2007 yılları arasında da Rektörlük görevlerinde bulunmuştu.

Page 3 of 27«12345»...Last »
 
Copyright © 2009 www.bahanechat.net . Tüm hakları saklıdır.