‘Tarih’ kategorisi için Arşiv

Gazi topal osman ağa

Perşembe, 14 Mayıs 2009

-1884 Yılında Giresun’un Hacıhüseyin Mahallesinde doğdu.
-1912 Yılında Balkan Harbine gönüllü katıldı. Sağ dizinden yaralanarak sakat kaldı ve ‘TOPAL’ lakabı ile anılmaya başlandı.
-30 Kasım 1915′te gönüllü olarak Doğu Cephesinde Ruslara karşı savaştı.
-Şubat 1918′de Giresun Belediye Başkanı oldu
-Şubat 1919 Yılında Muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti Giresun Şubesini kurdu.
-1919 Yılında İstanbul Hükümeti hakkında tutuklama kararı çıkardı, Tutuklanmamak için Keşap ve Şebinkarahisar yöresine kaçtı.
-29 Mayıs 1919′da Atatürk ile Havzada gizli olarak buluştu.
-5 Haziran 1919′da Arkadaşları ile Pontusçu Rumlar’ın Giresun’daki Rum Mektebine Astıkları Pontus bayrağını indirdi.
-8 Temmuz 1919′da hakkındaki tutuklama kararı Padişah Vahdettin tarafından kaldırıldı.
-Temmuz 1919 ‘da giresuna geri döndü ve tekrar belediye başkanı ve muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti başkanı oldu.
-Temmuz 1919′da Osman Ağaya Kaymakam Baki bey tarafından başarısız bir suikast düzenlendi.
-Şubat 1920′de ‘GEDİKKAYA’ gazetesini yayınlamaya başladı.
-Eylül 1920′de Giresunlu gönüllüler ile Ermeni harekatını bastırmak üzere Kars’a gitti.
-12 kasım 1920′de Giresun usakları ile birlikte Ankara’da Atatürk’ün muhafızlığına başladılar.
-12 Kasım 1920′deOsman Ağa ve 47. Gönüllü Alayının Koçgiri İsyanını bastırmaları.
-5 Ağustos 1921′de Komutasındaki 47. Giresun Gönüllü Alayı Ankara’ya geldi.
-Ağustos 1922′de 42. ve 47. Gönüllü Alayları Başkomutanlık, Sakarya Meydan Muharebesine katıldılar.
-2 Nisan 1923, Osman Ağa ‘nın ölümü ve Cumhuriyet Şehidi olması.
-Nisan 1923, Osman Ağa ‘nın Giresun kalesine gömülmesi.
-Mart 1925, Osman Ağa’nın naaşı anıt mezara taşınmıştır.

Osman Ağa Kimdir

Osman Ağa, Giresun’un Hacıhüseyin mahallesindeki Ferudunzadeler ailesindendir. Babası Hacı Mehmet Efendi, Annesi Zeynep hanım olup ailesi ticaret ile uğraşmakta idi. 1912 yılında balkan savaşı başladığına Osman Ağa ticaret işi ile uğraşmakta idi, babası askerlik bedelini ödemesine rağmen O gönüllü birlik oluşturarak savaşa katıldı. Savaşta göstermiş olduğu başarılarından dolayı Yarbaylık rütbesine kadar yükseldi. Bu savaşlarda sağ dizinden yaralanarak Gazi ünvanını aldı. Giresuna döndükten sonra 1.Dünya savaşına katılmış,Batum ve Harşit çayında Ruslara karşı savaşarak, Rusların Harşit çayını geçmelerini engelleyerek Tirebolunun işgalini önlemiş.

Mondros Mütarekesinden sonra Belediye başkanı olmuş, Uzun yıllar bereber yaşayan Ermeni ve Rum işgalci çetelerinin belini gönüllüler kurarak kırmış. Bu Rum ve Ermeni işgalci çeteler,Osmanlı hükümetine Osman Ağa’yı şikayet ederek hakkında tutuklama kararı çıkarttırmışlar, Bunun üzerine Osman Ağa, Şebinkarahisar bölgesine yerleşmiş.

8 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Kızılhaç heyetini taşıyan bir Yunan gemisi Giresun’a gelir. Heyet 11Mayıs 1919 tarihinde Taşkışla’ya beyaz renkli Yunan Kızılhaç Bayrağını asar, 5 Haziran 1919 Tarihinde ise Pontus bayrağını asarlar. Bu olaylar üzerine Osman Ağa , Harekete geçerek arkadaşları ile birlikte işgalcilerin bayraklarını indirip, yerlerine Türk bayrağını asarlar.

Osmanlı hükümeti tarafından affedilen Osman Ağa; İzmir ilinin Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine, 17 Mayıs 1919 tarihinde Giresun’da büyük bir miting düzenleyerek işgalci devletleri ve göz yumanları protesto etmiştir.

29 Mayıs 1919 tarihinde Havza’da Mustafa Kemal Atatürk ile gizlice buluşmuş. Bu buluşmadan sonra Atatürk’den aldığı emirler doğrultusunda hareket etmiş, ayrıca bu emirler kendisine güç verdiği için daha rahat hareket etmeye başlamış.

Erzurum Kongeresine Dr Ali Naci DUYDUK ve İbrahi Hamdi Bey’i temsilci temsilci olarak göndermiş. Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni Alpaslan ve Jandarma Komutanı Hamdi Bey ile anlaşarak,Eylül 1920′de Giresun gençlerinden oluşan ‘GİRESUN GÖNÜLLÜLER TABURU’nu kurmuştur.

Kurulan bu tabur ilk önce Ermeni saldırılarında görev almış. 12 Kasım 1920′de Osman Ağa Mustafa Kemal ATATÜRK ile tekrar buluşmuş, Atatürkün korunması içi önce yanındaki on kişiyi, Daha sonrada Giresundan topladığı 100 kişilik muhafız gurubunu Ankara göndermiş. Bu şekilde Atatürkün ilk muhafız birliği Giresunlulardan kurulmuş.

Giresun’da GEDİKKAYA isimli bir gazete çıkartarak, Milletin milli şuurun’un oluşmasını sağlamaya çalişmiş. Bu çalışmaları art niyetli kişiler tarafından engellenmeye çalışılmış.

Giresun Müdafa-i Milliye Başkanı ve Belediye Başkanı sıfatıyla Kasım 1920′de Ankaraya gitmiş,Gerakli emirleri aldıktansonra Giresuna dönerek, 12 Ocak 1921 tarihinde 42. ve 47. Gönüllü Alayların kurulması çalışmalarını başlatmış.

Mart 1921′deki Koçgiri ayaklanması Topal Osman Ağa komutasındaki 47. Gönüllü Alayının büyük katkıları ile bastırılmıştır.

Çorum-Merzifon-Tokat ve Samsun havalisinde Rum ve Ermeni çetelerini tamamen kaldıran Osman Ağa , komutasındaki Gönüllü Alyı ile birlikte Sakarya savaşına katılmıştır. Bu savaşta 42. Alay, Tirebolu’lu Binbaşı Hüseyin Avni Bey Komutasında büyük kahramanlıklar göstermiştir, Taşlıtepe sırtlarını kanlarının son damlasına kadar savunmuşlar.Bu alayın tamamını şehit veren Osman Ağa, Mangaltepe sırtlarında büyük kahramanlıklar göstermiştir.

Trabzon milletvekili Ali Şükrü beyin ölümünden sorumlu tutulmuş, 2 Nisan 1923′de çıkan bir çatışmada 40 yaşında iken vefat etmiş

BY CİN

Ertuğrul Gazi'den Vahideddin'e padişah türbeleri.

Pazartesi, 11 Mayıs 2009

Anadolu’da birçok köyün girişinde mezarlıklar var. Köye gideni önce mezarlık karşılar, yani ibret, yani öte dünya bağlantısı… Osmanlı’nın başkentlerinde de hayat ile ölüm her zaman iç içe, yan yana. Özellikle selatin camilerin hazireleri aynı zamanda ‘ebedî istirahatgâh’. Çünkü ölüm onlar için hiçbir zaman korkulası bir şey değil.

Hayatın ucuna eklenmiş bir öte dünya kapısı. Veli zâtlar, padişahlar, sultanlar, şehzâdeler her daim ibadetlerle yaşayan, kubbelerinde maneviyat çınlayan ulu yapıların hemen kıyısında gömülü. İbadet neşvesiyle dolan Müslüman bir Fatiha da ona göndersin diye, ellerini duaya açtığında hatırlasın diye belki de.

İstanbul fethedilinceye kadar padişahlar padişahlar hep Bursa’ya gömülmüş. Fetih’ten sonra ise İstanbul’a yaptırılan ulu mabetlerin misafiri olmuşlar.

Osmanlı padişahlarının türbelerini, onların nerede olduklarını, nasıl, ne zaman yapıldıklarını merak ediyorsanız, Kubbealtı yayınlarından çıkan Padişah Türbeleri isimli kitaba mutlaka bakmalısınız. Ertuğrul Gazi’den son padişah Vahideddin’e kadar kimin kabri nerede, bunu anlatıyor kitap. Sadece anlatmakla kalmıyor, aslında kitap sayfaları arasında bir nevi türbe gezisi sunuyor bize. Padişah Türbeleri kitabı resimli büyük boy bir kitap. Türbeleri sağlığında, mimar ve suluboya sanatçısı Bülent Çetinor resimlemiş. Fotoğraftan farklı bir etkiye sahip suluboya resimler, gerçekliği sanatın penceresinden veriyor.

Kentin dokularını resimlediği suluboya çalışmaları ile tanınan ve geçen yıl vefat eden Bülent Çetinor’un anısına basılan kitabın metinlerini de İ. Alaaddin Yüksel yazmış. Yüksel, metinleri bir tarih kitabı metni yazıyor gibi değil de izlenim tarzında kaleme aldığını söylüyor, kitabın önsözünde. Yazdığı metinleri de şöyle vasıflandırıyor: “Osmanlı mülkünün sultanlarının yattıkları mekânlarında şöylece yapılan bir gezinti sırasında bazen akla gelen, bazen de gönle doğan ve hatta zaman zaman hayal edilen ve halkın hafızasında yer etmiş bazı menkıbe ve vak’aların hatırlanmasıdır veya Osmanlı padişahlarının türbelerinin kuru kuruya sadece yapılarını tasvir edip anlatmak yerine, onları, yapıldıkları tarihi ve zaman içinde tekrar hatırlama ve yaşama tecrübesidir, denebilir.”

Tarihçi İlber Ortaylı’nın takdimiyle sunulan Padişah Türbeleri, güzel basılmış şık bir gezinti kitabı. Üç kıtaya hükmeden bir devletin sultanlarının, nasıl yaşadıklarının en önemli nişanesi olan kabirlerini merak ediyorsanız ‘Padişah Türbeleri’ sizi bekliyor.

BY CİN

Hangi padişahın kabri nerede.

Pazartesi, 11 Mayıs 2009

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Ertuğrul Gazi’nin türbesi Söğüt’te bulunuyor. Bilecik’ten Söğüt’e uzanan dolambaçlı yolların sonu Ertuğrul Gazi türbesine çıkıyor.

Osman Gazi, vefatından sonra, vasiyeti üzerine, Bursa’da Hisariçi’nde Gümüşlü Künbed denilen eski Bizans manastırına defnedilir. Gümüşlü Künbed’in yerindeki türbe 1863′te Sultan Abdülaziz zamanında yapılmış. Orhan Gazi’nin türbesi de babasının hemen yanı başında, Hisariçi’nde, Tophane denilen mevkide.

I. Murat Hüdavendigar’ın iki türbesi var. Biri Bursa’da diğeri Kosova’da. Bursa’daki türbe, Çekirge yolundaki Murat Hüdavendigar Camii’nin hemen yanında. Kosova’daki türbe her daim Kosovalıların ziyaret ettiği, 1850 yılında Sultan Mecid tarafından tamir edilen bir manevî makam.

Yıldırım Beyazıd Han’ın türbesi Bursa Yıldırım’da, Çelebi Sultan Mehmed Han’ın türbesi Bursa Yeşil’de, Sultan II. Murad Han’ın türbesi Bursa Muradiye’de bulunuyor.

Fatih ve ondan sonraki padişahların türbeleri ise İstanbul’da. Fatih Sultan Mehmet ve Sultan II. Bayezid Han’ın türbeleri kendi adlarıyla anılan iki büyük caminin hemen yanında. Yavuz Sultan Selim Han’ın mütevazı türbesi, İstanbul’da Yavuz Selim denilen mevkide yine kendi adıyla anılan caminin kıblesinde. Burada aynı zamanda Sultan Abdülmecid Han türbesi de bulunuyor.

Kanunî Sultan Süleyman Süleymaniye Camii’nde yatıyor, türbesi de orada.

Sultan II. Selim, Sultan III. Murad ve Sultan III. Mehmet Han, Sultan I. Mustafa Han, Sultan İbrahim Han’ın türbeleri Ayasofya’nın avlusunda.

Sultan I. Ahmet Han, Sultan II. Osman Han, Sultan IV. Murat Han, Sultan IV. Mehmed Han, Sultan II. Mustafa Han, Sultan III. Ahmed Han, Sultan I. Mahmud Han, Sultan III. Osman Han’ın türbeleri Sultanahmet Camii avlusunda.

Sultan V. Murad Han, Sultan I. Abdülhamid Han, Sultan IV. Mustafa Han’ın türbesi Eminönü’nde.

Sultan II. Mahmud Han, Sultan Abdülaziz Han, Sultan II. Abdülhamit Han türbeleri Divanyolu dediğimiz Beyazıd’dan Sultanahmet’e uzanan yol üzerinde.

Sultan III. Mustafa Han ve Sultan III. Selim Han’ın türbeleri Laleli Camii avlusunda.

İstanbul’a defnedilen son padişah Sultan V. Mehmet Reşat Han’ın türbesi Eyüp’te. Son padişah Sultan VI. Mehmed Vahideddin Han ise Şam’da Süleymaniye Külliyesi’nin haziresine defnedilmiş.
BY CİN